Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
info |

TR HipHop

Türk Hiphop

hip hop hakkında bilgiler

HiPHOP

Hiphop kültürünün doğmasında Funk, Soul ve Jazz müziğinin etkisi oldukça büyük. Özellikle James Brown, Sly Stone, Parliament Funkadelic, Isaac Hayes ve Last Poets'in çalışmaları sonradan Hiphop kültürünü çok etkiledi. Bu tarzlara başka türlerin (Reggae, Latin, Rock ve Elektro vs.) karışmasıyla, bir 'Getto' kültürü olan Hiphop doğdu. Hiphop kültürünün en büyük öncüsü 'Kool Herc' sayılmakta. Jamaica'dan gelen 'Kool Herc', DJ kültürünü ilk kez New York'a getirdi. Kool Herc, kurduğu ses sitemiylede ilk kez başka parçaların BreakBeat'lerini kullanmaya başladı. Bu dönemlerde 70'li yılların moda müziği olan Disko tarzının getirdiği bir sıkılma vardı. O zamanın büyük öncüleri Afrika Bambaata ve Grand Master Flash çaldıkları müziklerde ritmi durdurmadan geçiş tekniğini yarattılar. İlk piyasa hiti, 'Sugar Hill Gang' ten Rapper's Delight 1979'da çıktı. Bu hitin yaratılmasında en büyük etken 'Sugar Hill Recordings'in sahibi Silvia Robinso'dur. Aslında ekip Disko'larda kapı bekçiliği yapıyordu. Müzik ise Chic'in hit parçası olan 'Good Times'tan alınmış samplelarla oluşturulmuştu. İşin iç yüzü daha ilginçti, çünkü sözlerin bir kısmı Grand Master Jazz'dan alıntıydı. 1981'de Grand Master Flash'den ilk sağlam hit 'The Message' piyasaya çıktı. Parçayı Old School Rapper 'Melle Mel' söylüyordu. Sözlerin içeriği ise Getto yaşamına başkaldırdı. Bu parçanın çıkmasından önce Afrika Bambaata'nın kurduğu 'Zulu Nation' yavaş yavaş sesini duyurmaya başlamıştı.

Pozitif bir çete olan Zulu Nation, Bronx'tan çıkıp tüm New York'a yayıldı. B-Boy'lar ise New York metrosunun vagonlarına Graffiti'ler yapmaya başladılar. Dönemin en meşhur Writer'larından Rammelzee, Futura 2000, Fab 5 Freddy ile müzik yapıyorlardı. Bu dönemden sonra Mega hit olan 'Planet Rock' çıktı. Bu single 1981'den beri basılıp satılmaktadır. Bu parçada Afrika Bambaata melodi olarak Kraftwerk'in Trans Europa Express'ini kullanıyordu. 1983 yılında gösterime giren 'Wild Style' adlı Hiphop kültürü filmi, Graffiti ve BreakDance'ı dünyaya tanıttı. Gençler arasında BreakDance bir salgın gibi yayıldı. Bütün dünya BreakDance sayesinde Rap müzik dinlemeye başladı. Derken ilk kez bir Jazz sanatçısı Herbie Hancock, 'Rock It' adlı bol Scratch'li hiti yarattı. Bu Single'da Scratch'leri Grand Master DST yapmıştı. Rap müziği 86 yılına, yan Run Dmc'nin çıkmasına kadar müzik piyasasında fazla önemsenmiyordu. Grubun ilk mega hiti, 'Raising Hell' albümünden 'Walk This Way'di. 80'lerin ortasında gördüğümüz en önemli olay Russel Simmons ve Rick Rubbin tarafından DefJam Records'un kurulmasıdır. Şirket ilk single olarak TLA Rock'ın 'It's Yours'unu çıkardı. Sonra LL Cool J, Beastie Boys ve Public Enemy ile devam ettiler. 1984'te ilk kadın Rapper 'Roxanne Shante' çıktı. O dönemlerde Roxanne Shante'nin prodüktörü Marley Marl'in yaptıkları New School için yol gösterici çalışmalardı.

Özellikle Marley'in Juice Crew'unun elemanları Big Daddy Kane, Kool G Rap, Biz Markie ve Master Ace bunlara örneklerdir. Los Angeles yani West tarafında ise Ice-T, DJ Afrika Islaam ve Dr. Dre'nin World Class Wreckin Crew grubu Hiphop kültürünün köklerini atmaya başladılar. Bu dönemin en hit albümleri şunlardı; Whodini - Whodini 1983, Run Dmc - Run Dmc 1984, LL Cool J - Radio 1985, Schooly D - Saturday Night 1986, Eric B & Rakim - Paid in Full 1986, BDP - Criminal Minded 1987, Public Enemy - Yol Bumrush The Snow 1987, Jungle Brothers - Straight Out the Jungle 1987. De La Soul'un Three Feet High & Rising albümünden sonra tarzda değişmeler başladı. Bu grup türünün dışında farklı sample'lar kullanarak Rap'i özgünleştirdi. Albümün prodüktörlüğünü 'Prince Paul' yapmıştı. Prince Paul, Stetsasonic'in DJ'iydi. 1988'de Public Enemy'nin 'It Takes A Nation of Millions To Hold Us Back' çıktı. Bu albümle piyasa sarsıldı. Rap tarihi bu kadar sert bir albüm görmemişti. Albümün ilk single'ı 'Rabel Without A Pause' oldu. Böylece Hiphop kültüründe Black Power diye adlandırılan zenci hareketi dönemi başladı. Public Enemy bu albümle Rap'in sadece parti müziği olmadığını, bir felsefe ve sosyal hareket olduğunu gösterdi.

Bundan sonra hayran kitlesi kendine göre müziği kanalize etti ve politikaya girdi. West tarafında ise NWA'nın Straight Outta Compton albümü piyasaya çıktı. NWA ilk kez er tarzında tavır sergileyen gruptur. Public Enemy ise 1989 yılında Fear Of A Black Planet adlı albümünü sürdü piyasaya. Albümün politik içeriği ve görüşleri yüzünden çok tepki aldılar. Aynı tarz müzik yapan X-Clan, Boogie Down Production, Poor Righeous Teachers, Paris ve Brand Nubian gibi gruplar piyasa girmeye başladı. Ancak çoğu plak şirketleri tarafından baskı altına alındılar ve kontratları iptal edildi. 90'lı yıllara gelindiğinde ise Gangstarr, A Tribe Called Quest ve De La Soul yeni Rap standardının öncü grupları oldular. Söz olaral daha yumuşak ama herkese hitap edebilecek kadar bilinçli tarz olarak daha Jazzy olan bu gruplar Hiphop kültürünü büyük kitlelere ulaştırdı. Brand New Heavies gibi gruplar canlı enstrümanların üzerine meşhur Rapper'lar ile beraber çalıştılar. Artık Hiphop kültürünü her tür müzik dinleyen insan anlamaya başladı. Dönemin önemli albümleri şöyle sıralanabilir; Ultra Magnetic Mc's - Critical Beatdown 1989, JVC Force - Doin Damage 1989, Gangstarr - No More Mr Nice Guy 1989, 3rd Bass - Cactus Album 1989, A Tribe Called Quest - Paths Of Rhythm 1990. Bu tarihten sonra Rap türlere ayrılmaya başladı; Old School, New School, Miami Bass, Next School, Gangsta Rap gibi. Öteki türler de Rap'ten gittikçe artan oranda etkilenmeye başladı. Mainstream denilen genel piyasadaki müzik aletlerinden, yapılan müziğe kadar her şey içinde Rap'ten bir parça barındırmaya başladı.

 

RAP

Rap müzik 1970'lerin başında New York'un siyah gettolarında doğdu. Harlem, Bronx gibi siyahların yoğun olduğu yerlerdeki ezilen ve siyahi müzisyenler rap'in temellerini attı. Jazz, R&B (Rhytme and Blues) ve Funk müziklerini karıştırıp bir beat (müzik altyapısı) yapıp üstüne de rhyming (uyak) yaparak Freestyle doğaçlama olarak yeni bir müzik akımını başlattılar, RAP. Rap İngilizce'de zaten vuruş demektir. Bunların yanında insanların adrenalin, reklam, illegalite ve en önemlisi sanat ihtiyaçlarını karşılayan GRAFFITI sanatı özellikle Paris, New York ve Berlin başta metropollerde ve gettolarda kendine yer buluyordu. BOL GİYİNMEK ise düzgün fiziği belli etmeyi ve dar giyimden oluşan rahatsızlığı protesto ve insanları özgür bırakarak rahatlığı ön plana çıkarıyordu. BREAKDANCE ise gerek figürleri gerek çeşidi ve gerekse fiziği kullanışıyla aşırı efor ve heyecan isteyen bir dans türüdür. Bugün rap müziğin kurucusu ise DJ Kool Herc olarak kabul edilmektedir. Rap müzik seksenlere kadar ciddi anlamda bir ilgi görmedi. Ama seksenlerde müzikle beraber teknolojinin de gelişmesi rap'te kullanılan sampleların (üst müzikler) rock, klasik müzik v.b. türlerin de çoğalmasıyla rap ciddi anlamda bir patlama yaşadı. Rapperlar çeşitli düetlerle adlarını duyurmaya başladı. Bu sayede rap başta Amerika ve Avrupa metropolleri olmak üzere tüm dünyaya yayılmaya başladı. Rap'teki bu zenginlikte rap'e oldskool, newskool, gangsta gibi kollar kazandırdı. Ama bunların en önemlisi East Coast, West Coast ayrımıdır. West Coast Rap daha çok seks, para, silah, hayatın güzelliklerini konu alırken, East Coast Rap daha politik, depresif, adaletsizlik, eşitsizlik gibi konuları ele alıyordu. Dediğimiz gibi Rap gelişmekteyken tabi bunu ilk fark edenlerden biri de.Uluslararası Kapitalist Müzik Şirketleri oldu. Rapper'larla büyük anlaşmalar yaparak, geniş reklamlarla rap üstünden milyarlarca dolarlar kazanmaya başladılar. Özellikle Rap'teki DISS olayı yani laf atma, inanılmaz reyting sağlıyordu ve satışları da artırıyordu. Doksanlarının sonuna doğru tüm dünya gençliği Hip-Hop Kültürü'ne (maalesef körü körüne moda olduğu için katılanlarda dahil) katılmaya başladı. - Rap Neden Poltiktir? Rap 1970'lerde metropolün fakir siyah gettolarında doğdu. Siyahlar dünyaya demokrasi getirme yarışındaki Amerika'da her zaman 2. sınıftırlar. Lenin'in en güzel tahlillerinden biriyle; Dünya ezenler ve ezilenler olarak ayrılmıştır. Bu yüzden rap ezilenlerin müziği olarak doğdu. Bugün Fransa'daki rapperların çoğu siyah yada Arap, Almanya'da da siyah yada Türk, İngiltere'de ise yine siyah yada Hintler bu işi yapıyorlar. Çünkü rap 2. sınıf olmak, bir yerlere ait olmamak (ulusal ve bireysel bazlarda), ezilmişlik, itilmişlik insanları agresifleştirir, suça teşvik eder. Bu yüzden rap'te bol küfür ve hakaret vardır. Rap'in ilk dönemlerinde Amerika'da beyaz adam'a karşı, siyahların ezilmişliği, Avrupada azınlık- yabancı olmanın burukluğu ve ana ulusa entegre olamama sorununu ele almıştır. Pop gibi düzenin müzikleri sadece aşk ve güzellikleri konu alırken, Rap altmışlardaki isyan bayrağını Rock'tan kapmış bulunuyordu ve protestliğin tahtına oturmuş durumdaydı. Rap, işbirlikçi- yalancı politikacılara küfretti, çalışanların sorunlarını anlattı, dünyanın içinde bulunduğu durumu izah etti, sistemdeki aksakları eleştirdi, her ne kadar Amerikan orijinli bir müzik olsa da (gerçi kökeni değil, düzene bakış açısı önemli) emperyalizme, kapitalizme, siyonizme, adaletsizliğe, eşitsizliğe, insanlık gibi temel değerleri anlattı. Örneğin sevilmeyen bir politikacıya sadece sandık başında ve toplumsal baskılarla cevap verilebilirken, müzik yapmak uğruna sanatı katleden bir müzisyene kasetini almayarak cevap verebilirken, rap'te bu kızıldığı her anda belli edilebilir. Rap'te FREESTYLE vardır yani doğaçlama, Anadolu'daki aşık atışması gibi. Örneğin o dönem sosyal uçurum artmışsa zenginlere, ülke bütünlüğü tehlikedeyse bölücülere, sevgiye karşılık alınamıyorsa aşka bile sözlü saldırıda bulunulabilir. İşte Rap bu yüzden pop gibi kişiyi aşkla kısıtlamaz. Rap aşka bile eleştirel bakar, seni seviyorum, sana ölüyorum tarzı tekdüze ifadelerle değil içten geldi gibi anlatır. Kısacası Rap= Özgürlük - Türkiye'mizde "Türkçe Rap": Rap'te kullanılan altyapılar her ne kadar da etnik motifler taşısa bile rap'te esas olan dildir. Bu yüzden Türkiye'nin Rap'i TÜRKÇE RAP'tir. Ama ilginçtir Türkçe Rap'in temelleri Türkiye'de değil Almanya'da atıldı. Her ne kadar demokratik görünse de neo-nazi temellerinden kurtulamamış olan Almanya'da ezilen azınlıklar ve yabancıların yaklaşık 4 milyon nüfusla Türkler gelmektedir (Bu sırada Almanya'nın nüfusu yaklaşık 80 milyon). Almanya'daki Türkler doksanların başından itibaren Türkçe Rap'e yöneldiler ve 1995'te Cartel'le beraber Türkçe Rap patladı. Tabi konular belliydi. Modern Almanya'daki Türkler'in ezilmişliği, adaletsizlik, sadece Türk olduğu için dışlanma (ister Diyarbakırlı, ister Trabzonlu hepsi aynı!), entegre olamama, anavatana duyulan özlem hafiften milliyetçiliği de taşıyordu fakat bu hiçbir zaman faşizan düzeye ulaşmadı. Bu Türkiye için bir ilkti. Daha sonra 2000'lerde Nefret'le beraber toplumsal sorunlar irdelenmeye başlandı ve ciddi anlamda politize olmaya başladı. Özellikle Rap son dönemde tekrar bir parlama dönemine girdi her ne kadar ticari'leşse bile... - Neden Rap sevildi? Neden rap'i sevdik? Türkiye'de rap'in kemik tabanı oluştu ve oluşmaya da devam ediyor. Türkiye'de rap herhangi bir gruba ait değil. Rapper'lar değişik kesimlerden geliyorlar. Türkiye'de rap'in sevilmesinin bir önemli nedeni de yurtdışında olduğu gibi etnik gruplar yerine halkın kaymak tabakası ve marjinal kesimleri hariç tüm kesimlerine kucak açması. Bu yüzden Rap kendini iyi anlamda kabul ettirmeyi başardı. Bankaları hortumlanan, birbirine kırdırılmaya, bölündürülmeye çalışılan, en temel değerlerinden biri olan dini bile değiştirilmeye çalışılan, gençliği para, seks, v.b. beyin yıkayıcı'larla apolitize edilmeye çalışılan, emeğiyle-namusuyla yaşayan bir 3. dünya ülkesi'nin evlatları da o millet gibi protest ve pesimist olacaktır. İşte bu yüzden rap her zaman olacaktır... - Son Olarak; Üstat X ve Rap Faktörü: 2005 yılı biz rap dinleyicileri ve rap müziğiyle uğraşanlar için ilginç bir olaya denk geldi. Üstat X Faktörü Üstat, kendi kişiliği içinde 80'lerin zencisi, Hintlisi, 90'ların Almanya'da ezilen Türk'ü özelliklerini bir protesto gibi bizlere haykırdı. Hortumculara, sülüklere, beyin yıkayıcılarına karşı kendi felsefesini ortaya koyarak yeni bir bakış açısı kazanmamız için bizlere yardımcı oldu, yaydığı floresan ışıkla bizleri de aydınlatmayı başardı. O, etnik, estetik, dramatik, bombastik tüm değerlerin üstünde bir söyleme kalkıştı ve onun doğurduğu hacimsiz, şekilsiz ve darmadağın boşlukta bizler de kendimize ait sesleri, sözleri diğerlerine duyurabilmek için kendimize özel bir alana kavuşmuş olduk Yeeep! Respect to him! Cemşit Clarté a.k.a

 

GRAFFiTi

Graffiti kelime olarak eski yunan etimolojisinden kalma graphein = yazma anlamına gelen bir kelimeden türemiş, italyancadan sgraffito günümüze okuma ve söyleme yanlışı olarak graffiti olarak gelmiştir. Grafiti insanlığın varoluşundan beri hüküm sürmektedir. Fransa'daki Lascaux mağaralarında ilk insanların mağara duvarlarına kemikler ve taşlarla kazıdığı resimlere rastlıyoruz. Aynı zamanda ilk insanın stensil ve sprey tekniğini de uyguladığını, renklendirilmiş toz ve kemikler yardımıyla silüetler yaratmasından anlıyoruz. Antik Yunan'da üzerine notlar kazınmış çeşitli kil parçaları bulunmuştur. Pompei'de yapılan kazılarda ise sloganlar, resimler ve müstehcenlik içeren grafiti örneklerine rastlanır.
1904'te tuvalet grafitisine odaklanan ilk dergi Anthropophyteia çıktı.Daha sonra 2. Dünya Savaşı sırasında naziler duvarları yahudilere karşı propoganda aracı olarak kullandılar. Bununla beraber grafiti, protestoları genel halka tanıtmak için direnç hareketlerinde de önemli bir iletişim aracı olarak kullanıldı. Buna örnek olarak 1942'de broşürler ve resimli sloganlar aracılığıyla Hitler ve rejimi hakkında konuşan bir grup almandan oluşan The White Rose'u gösterebiliriz. 1960'lar ve 70'ler deki öğrenci isyanları sırasında protestocular posterler ve boyanmış kelimeler kullandılar.
1980'li yıllarda aktif olarak New York şehrinde ortaya çıktı ve dünyaya yayıldı.Ama geçmişi Taki183 denen bir postacının her gittiği yere imini yazmasına dayanır ve zaman içinde graffiti gelişir.New York'ta trenler duvarlar rengarenk değişik karakterli yazılarla süslendi.İllegal oalrak yapılan bu sanattan New Yorklular hiç memnun olmasalar da graffiti sanatçıları yaptıkları işin keyfini çıkarıyordu fakat daha sonra graffiti sanatçılarının vandal olarak nitelendirlmeye başlamasına neden oldu.
Graffiti zaman içinde Önce Avrupaya daha sonra Asya ülkelerine kadar yayıldı.Writerlar videolar çıkarmaya başladı Wildstyle ve Style Wars gibi videoları şimdi Dirty Handz 3,Bajo Tierra 3 ve Overdose gibi videolar takip etmekte.Bununla da kalmadı sadece graffiti sanatçılarına özel sprey boyalar üretildi,cap diye tabir edilen değişik boyutlarda boya püskürten boya başlıkları üretildi ve graffiti günümüzde düzenlenen graffiti organizasyonlarıyla dünyada ve ülkemizde yayılan bir görsel sanat olarak yoluna devam etmekte.

BREAKDANCE

Break dance, "sokak dansı" olarak da bilinen hiphop kültürüne ait dans türü.
1970'li yılların başında New York kentindeki Afrika kökenli Amerikalı gençlerin hareketlerinden esinlenerek ortaya çıkmıştır. O dönemlerdeki rakip çeteler, birbirlerine üstünlüklerini breakdance yaparak kanıtlamaya çalışmışlardır. En zor hareketleri yapan dansçının üyesi olduğu bu çete, bu sayede o bölgede üstün konuma geçerdi. Günümüzde breakdance daha çok eğlence amaçlı olarak yapılmaktadır.

Bu dansı yapan erkeklere "b-boy" ya da "breakboy", kızlara ise "b-girl" ya da "break girl" denmektedir. B-boylar 1980'li yıllardan itibaren sadece breakdance yapan gençlere değil DJ'lere ve rapperlara da verilen ad olmuştur. Breakdance kültürü 1980'li yılların başında büyük bir patlama göstermiştir.

B-boy ve B-girl

Kız break dansçılara b-girl, erkeklere b-boy deniyor. Hiphop'a ait bir bölüm değil. Genellikle Break dans yapıyorlar ama bunun yanında elektro boogie, power, modern, techno, lowkick yapanları da görünebilir. Tüm dansları yapmakta Esenler'den Emilyo break dansta Yedikule'den Serdar ve İzmir'den Gizmo Türkiye çapında tanınmakta ve beğenilmektedir. Break dansın tarihine baktığımızda break dans Güney Amerika daha açıkçası Brezilya'dan alınan CAPOEİRA sitilinin Amerikalı sokak çocukları tarafından değiştirilip şu anki sitiline uyarlanmış halidir. Amerikalıların bulmasına rağmen gerek hiphop gerek break dans alanında Almanya dünyanın en iyisi olduğunu gösteriyor. Daha önce de söylediğimiz gibi rock ve hard rock bu ülkede çıkmıştı Almanya için alternatif müzik ve alternatif hayatın merkezi diyebiliriz. Break dans rap müziğinden önce çıktı ilk çıktığı zaman yaptığı stil şuan ki elektro müziğin aynısıydı daha sonra break dans elektro dans ismini aldı bugünün break dansı hiphop ortamında moda olunca bu ismi aldı. Break dansta şu anda yapılması en zor ve en çok uğraşılan hareket olarak airtrack ve airtrackli kombinasyon olarak görüyorum.Çok yozlaşmış olduğunu görüyor belki bu yozlaşmanın nedeni rap'e ait bir bölüm olmamasından kaynaklanıyor olabilir çünkü rapper kişilikte olan insanlar kendi yaşadıkları yerleri ve ortamları fuhuş ortamına çevirmekten kaçınır ve nefret ederler. Eskiden para kazanmak için break dans yapılırdı şu anda ise para verilip yapılıyor çünkü danstan daha çok beceri yarışması spor için yapılıyor. Hatta bazı Hıristiyan ülkelerinde manastırda siyahların break dans yaptıkları göreceksin. Bu break dans olayı bayağı bir yaygınlaştı. Hatta break dans yüzünden hiphop ve rap moda oldu her yerde bu stile uygun elbiseler satılmaya başlandı..!!

 

MC

Açılımı: Master of Ceremony (seremoni lideri veya orkestra şefi anlamına geliyor.)
Rap'te Şarkı sözünü yazan, şarkıyı söyleyen , rap stilini belirleyen, bass ve ritim ayarını müziğe uyduran kişilere Mc denir.
Mc bölümlere ve yaptığı işlere göre gruplara ayrılır. Mc : Solisttir. Bildiğimiz MC şarkıyı söyler ve rap sitili düzenlemekle hükümlüdür.

 

DJ

Açılımı: Disk Jokey.
Müzik akışını kontrol eden, parça seçiminde ve parçalar arası geçişlerde uyum sağlamakla görevli kişi.

WRiTER

Writer kelimesinin Türkçe anlamı  Çizen, Çizer, Yazan,  demektir, hip hop kültürünün dalı olan Graffitide ise , Graffiiti yapan ve çizenler için kullanılan Terimdir...
Nasıl ki Rap yapanlara Mc deniliyorsa, Graffiti yapanlarada Writer deniliyor...
Graffiti sokak sanatı olduğu için Writer'lar da sokak sanatçılarıdır...

 

Hip hop Terimleri ( Rap, Graffiti, Breakdance, Dj )

Rap Terimleri

Bad: Çok iyi, güzel
B-Boy / B-Girl: Break Boy / Girl
Bitch - Hoe - Ho: Fahişe
Cold Stupid Fresh: Ekstra yeni, çok iyi, güzel
DJ: Diskjockey (2 pikap ve plaklar ile dj' lik yapanlar)
Def: Çok iyi, güzel
Fake: Taklit, Kopya, Orjinal Olmayan
Fresh: Yeni
Flow: Akış, Sözlerin Akışı, Stil
Hardcore: Orjinal, Özgün, Has, Sert Stil
III: Komik, Deli, Çok değişik bir tarz
Mc: Master of the Ceramonies - Microfon Controller (Rap şarkılarında vokal yapan kişi)
New Jack: Acemi
New Jack Swing: 80' lerin sonundaki R&B ve Hip Hop karışım (Hammer, Bell Biv Devoe)
New Skool: 1986/1989 arasında çıkan rap tarzı (Treacherous Three, Fearless4, Furious5)
Pimp: Fahişe pazarlayan
Posse / Crew: Ekip, Grup
Punk: Serseri, Berduş
R&B: Rhythm And Blues, 70/80' lerin soul/pop tarzı ve 90' larda arasına giren soft rap karışımı (Puff Daddy, Miss Elliot, Fugees, T.L.C, Will Smith)
Style: Stil, Tarz
Skills: Yetenek
Word / Word Up: Haklısın, Sana Söylediğim gibi, söz
Wack: Kötü, Zayıf
Beat Box / Boon Dox: Seyyar Teyp, Kaset Aletiv
Bombing / Bomb: Graffiti yapmak
Blunt: Bulanık kafa olmak
Busehead / Crackhead: Uyuşturucu bağımlısı
Chill / Chillin' / coolin': Üşütmek, Sakin Olmak
Crooklyn: Brooklyn
Cypher / Cipher: Kare (açık havada kare içinde freestyle yapan mc' ler)
Cuz: Kuzen
Five O: Polis
Getto Gestapo: Polis
LAPD : Los Angeles Polisi
Det / Death / Deth: Ölüm
Doing it to death: Bir işi çok önemsemek, çok ciddi olmak
Deep: Anlamlı
Dead Presidents / Dead Prez: Para
Diss / Dissn': Saygı göstermemek, Laf atmak
Dope: Uyuşturucu, Acayip iyi parça veya başka bir şey
Ends: Para
Ruff: Sert
Tuff: Sert
Freak: Delidolu olan, uçuk
Freestyle: Emprovize, kafadan bir şey yapmak (Rap...)
Gangbanger: Çete üyesi, Katil
Gat: Tabanca
Glock: Tabanca
Pump: Tabanca
Nine (mm): Tabanca
Mack10: Tabanca
Uzi: Makineli silah
Hustler / Player: Her yolu deneyerek zengin olmaya çalışan kimse
Benjamins: Para
Soul Food: Köle zamanlarından kalan zencilerin mutfağı
Wax: Vinyl (Plak)
Boro: Semt
Turf: Semt, Mahalle
Ballin': Seks
Head / Blowjob: Oral seks
Sissy: Homoseksüel
Slut: Şıllık, Fahişe
Flexin': Bir kimseyi zorlamak veya takılmak
Stones: Crack (sert uyuşturucu)
Ak 47: Otomoatik silah
Beamer: BMW marka tabanca
Bigg Aplle: New York
Blaxploitation: 70' li yılların siyah gangster filmleri
Blue funk: Moral sıfır
Boogle Down Bronx: Bronx şehri
Boo yaa!: Tabanca sesi (The shotgun goes boo yaa!)
Backstabber: Kalleş
Cali: Californiya
Chicks / Chicken: Genç kadın, Çıtır
Crumb snatchers: Artıkları kapanlar
Cufee / Cuffy / Cuff: Zenci
Dig (Dig it?): Anladın mı?
Down: Bir kişiyle iyi anlaşmak, Arkadaş olmak, Saygı göstermek
Dog: Tehlikeli erkek, her kadınla yatıp kalkan
Dog juice: Ucuz içki
Dooble: Kısa saç modeli
Foxy: Seksi
Flavor: Tad, Stil
Fly: Çekici
Forty: Sert içki
Sucker: Kalleş
12' (twelve inc.): Büyük single plak
1210's / 1200's: Technics 1210 mk2 / 1200 mk2 prof. klasik dj pikabı
187: Ölüm mahkumu yasasının numarası
7' (seven inc.): Küçük single plak
808: Roland Tr 808, 80' lerin meşhur rap davul ritm aleti
909: Roland Tr 909, 90' ların meşhur house ve techno ritm aleti
Ace: 1 dolar
Afro: Zencileri kabarık ve doğal saç modeli
Aiiight: Tamam oldu, Anlaşıldı
Ain't going out like that: Artık inanmıyorum
A.k.a: Bu isim altında da tanınan (Also known as)
Akai 1000: Sampler
Alias: Bu isim altında da tanınan
Baller (high roller): Uyuşturucu pazarlayan, Çok para yapan gangster
Base: Uyuşturucu
Beef: Çatışma
Block party: Sokakta yapılan açık hava partisi
Bloods: Meşhur Los Angeles çetesi
Bozack: p*n*s
Buck: Ateş etmek
Buddy: Arkadaş
Bug out / buggin' / bugged out: Çılgın ve delidolu olmak
Bum rush: Bir yeri işgal etmek
Cameo cut: 80' lerin çok tutulan Hiphop saç modeli
Cat: Kadın, Piyasada yükselmeye çalışan yeni bir kişi
Creep: Bir kişinin etrafında kötü niyetle dolaşmak
Crib: Bir kişinin evi, Yaşadığı yer
Crips: Meşhur Los Angeles çetesi
Dead Serious: Çok ciddi
Digger: Kıymetli birşey arayan kişi
Dj Mixer: İki pikapta çalan müziği karıştırmaya yarayan müzik aleti
Drumcomputer: Davul ritm bilgisayarı
G (guy): Tip, Herif
G/grand: Bin dolar
Get off my dick: Beni rahat bırak
Ghettoblaster: Seyyar teyp
Gold digger: Erkekleri parası için sömüren kadın
Jimbrowski / Jimmy: p*n*s
Jimmy Hat: Prezervatif
Jive talking: Çok abartarak konuşmak, Argo dil
Jones: p*n*s
Kangol: Rapperlar arasında çok tutulan bir şapka
Label: Plak şirketinin etiketi, bir şirket bir kaç labeldan oluşabilir
Loop: Bir soundu baştan sona devamlı çalmak
Mellow: Arkadaş, Sevgili
Mixing board: Stüdyolarda kullanılan mix aleti
Move the crowd: Sahnede iyi performans yapmak, seyircileri coşturmak
O.G (Original Gangster): Bir çetede kendini kanıtlayan kişi (katil)
Props (to give): Birisne saygı ve selam göndermek
Pussy: Kadın (argo)
Rap (to rap): Lafları iyi kullanarak konuşmak (rap müziğinden daha eski olan bir kelimedir)
Rock star: Uyuşturucu bağımlısı
Rock the house: Sahnede iyi performans yapmak, Seyircileri coşturmak
Sampling (to sample): Belli sesleri bilgisayara aktararak rap şarkılarında kullanmak
Scratching: Plak ile belli yerlerde ileri geri hareket ettirerek ses çıkarmak
Slang: Argo dil
Sneakers: Spor ayakkabı
Sp 1200emu system sp 1200 drum computer: Davul ritm aleti
Thick: Tam yerinde
Up against the walls: Yakalandın, Hapishaneye gireceksin
Wassup?: Naber?
Wheels of steel: Pikap (iki tane)
Wicked: Çılgın, iyi, acayip.

 

Graffiti Terimleri

Back-on: Tren uzerine cikip yapilan calisma.
Battle: Kapisma,yarisma (graffitide,rapte,breakdanceta olabilir)
Bite: Bir writer'in stilini kopyalamak,calmak.
Blackbook: Taslak defteri.
Bomb: Bir yere kacak graffiti yapmak,tagle doldurmak.
Buff: Graffitinin temizlenmesi.
Bunny: Bayan graffitici grubu.
Burn: Daha iyi yapmak.
Burner: Cok iyi yapilmis calisma.
Can: Sprey boya.
Cap: Boyayi farkli kalinliklarda sikmaya yarayan sprey basligi.
Chuck-up: Bir yeri hizlica outline ile kaplamak.
Crew: Writer ekibi.
Donut: Tren kapisi civarindaki calisma.
End2end: Tren vagonu boyunca yapilan calisma.
Fill-in: İc doldurma.
Going Over: Bir graffitinin / tagin uzerini baska writerin kendi graffitisi / tagiyle kaplamasi.
Hang outs: Tren calisirken acik pencere ya da kapidan tren disina tag atmak.
Highlights: Calismanin isiklandirmasi.
Ällegal: Kacak yapilan calisma.
Ink stains: Kalin yazan keceli kalemler.
Kill: Her yeri boyamak.
King: Usta graffitici.
Lay-up: Gece ve haftasonlari trenlerin parkedildigi yer.
Legal: Izinli yapilan calisma.
Nark: Yetkililere ihbar eden kisi.
One: Herhangi bir grupta olmayan writer.
Outline: Calismanin dis cizgileri.
Panel: Bir tren vagonunun iki kapisi arasinda, cam altina yapilmis calisma.
Piece: Graffiti calişmasi.
Public: Okunmasi kolay stil.
Quick bombin: Hizli bombalamak.
Quick piece: Hizli yapilan calisma.
Rack: Calmak.
Rainbow: Tren kapisi uzerinde tag atmak.
Respect: Saygilar.
Roof top: Catilara yapilan illegal calisma.
Run-up: Tren istasyona girdiginde arkasina cikip bombalamak.
Simple style: Basit calisma.
Sketch: Taslak.
Skinny: Sprey basligi(cap ile ayni anlamda)
Slash: Bir calismanin uzerine tag atmak.
Sticker bomb: Tag atilmis etiketi bir yere yapistirmak.
T2B(top to bottom): Bastan asagi kadar boyanan tren paneli.
Tag: Writer'in takma ismi / imzasi.
Taggin': Tag atmak / imza atmak.
Throw ups: Gaffitinin basiti, tag'in buyugu.
Toy: Caylak writer.
Walls: Duvar calismasi.
Wild style: Karisik, okunmasi zor stil.
Window down: Pencere altina yapilan

 

Break Dance Terimleri

Air flaw:Havada takla atarak dönmek
Air tracks:Eller yerde ayak ve bacakları yere değdirmeden dönmek
Baby:Bebek gibi yerde yuvarlanıp zıplamak
Backspeedırtta hızlıca dönmek
Crone: Omuza değmeden kafanın etrafında hızlıca dönmek
Danlockerbest hareketler
Dirsek nighty:Nightyden farklı olarak dirseğin üzerinde dönmek
Egyptian:M.Jackson da olduğu gibi daha çok elektro boğuş stili
Habdglove:Yumruk üzerinde dönmek
Kafa:Elleri yere değdirmeden kafa üzerinde dönmek
Kafa kopterirsek veya omuzların değil kafanızın ekseni etrafında dönmek
Kamikaze:Vücut dik eller yapışık halde havaya sıçrayarak yere paralel dönmek
Kulplu:Jimnastikte olduğu gibi ellerin yere konularak bacakları değdirmeden döndürmek
Makas:Amuda kalakarak ayakları ileri geri yürür gibi hareket ettirmek
Nighty:Amuda kalktıktan sonra eli yerden çekerek tek el üstünde dönmek
Nighty nighty:Amuda kalktıktan sonra diğer eli yerden çekerek tek elin üstünde 4-5 tur dönmek
Tek el:Yerdeki elin dirseğinin karın boşluğuna destek vererek vücut yere paralel tek el üstünde dönmek
tek el jump:Tek elden farklı olarak dönülen elin üzerinde zıplanarak dönmek
Scorpion:Amuda kalktıktan sonra kafanın içe vücutla aynı hizaya çekilerek dönmek
Worm:Yüz üstü uzanarak yerde kurtçuk gibi hareket etmek. 

DJ Terimleri

Turntable: Plakların çalındığı, en temel alet. Beat matching'i kolaylaştırmak amacıyla tercihen direct drive (kendinden motorlu) olmasında fayda var.
Stylus: Plakların üzerindeki izlerde kayıtlı olan müziği okuyan "iğne".
Pitch Control Slider: Çalınan plağın dönme hızını artıran ya da azaltan düğme.
Mixer: İki turntable'ın da bağlı olduğu, ses, bas, fade, gibi temel ayarların yapıldığı, aslında bütün mixin kontrol edildiği ünite.
Channel Faders: Mixer üzerinde bulunan ve kanalları (yani farklı turntable'ları) kontrol etmenize izin veren düğmeler.
Beat: Müziğin vuruş sayısı. Genellikle davullara göre ölçülür.
Measure: Dört beat'lik bir grup.
Phrase:8 measure'lık bir grup.
BPM:Beats Per Minute (Dakika başına düşen vuruş sayısı) teriminin kısaca söylenmiş hali. Kaydın hızı, bu şekilde ifade edilir.
Cross Fader: Hoparlörlerden hangi kanalın ne ölçüde duyulacağını ayarlayan sürgü. Cross Fader, genelikle mixer'in ortasında yer alır.
Trainwreck: Kötü yapılmış bir mix.

 

TR Rap | Türkçe Rap Müziği ve Hiphop Kültürü | TrRap.Net

Türkçe ve Yabancı Rap Müzik, Rap Hip hop Haberleri, Şarkı sözleri,Türkçe Çeviri, Underground, Rap Full Albüm & Mp3, Rap Etkinlikleri, Resimler, Video Klip, Biyografiler, Konser, Röportaj, Diss, Battle, Graffiti, Breakdance, Lyrics, Rap / Hip hop Beat, Dj programları, Mc'ler İçin Ses Kayıt Programları, Türkçe Rap Portal ve Forum Sitesi